0

TIBBİ HATA VAKALARINDA UZLAŞMA ÜZERİNE

Sağlık Hizmetlerinin uygulanmasından doğan zararlarla ilgili Sağlık Bakanlığı tarafından çıkarılmış olan “Sağlık Mesleklerinin uygulanmasından dolayı uğranılan zararların uzlaşma yoluyla halledilmesine ilişkin yönetmelik hükümleri” malpraktis davaları açısından önem taşımaktadır. Bu yönetmelik 14 Ağustos 2012 SALI tarihinde yayımlanmıştır. Yönetmeliğin amacı sağlık mesleklerinin uygulanması ile ilgili olarak taraflardan herhangi birisinin dava açma süresi içinde Bakanlığa yapacakları maddi ve manevi tazminat başvurularının uzlaşma yoluyla halledilmesine ilişkin usul ve esasları belirlemektedir.

“Sağlık meslekleri” kavramını 1219 sayılı

Tababet ve Şuabatları San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunu’n Ek -13.maddesinde ve 22.05.2014 tarihli Sağlık Meslek Mensupları ile Sağlık Hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının iş ve görev tanımlarına dair yönetmelikte düzenlenmiştir. Buna göre sağlık mesleği mensupları şöyle sıralanabilir ;

Tabip

Diş Tabibi

Eczacı

Hemşire

Ebe

Optisyen

Klinik Psikolog

Fizyoterapist

Odyolog

Diyetisyen

Dil ve konuşma terapisti

Podolog

Sağlık fizikçisi

Aneztezi teknikeri/teknisyeni

Tıbbi labaruvar ve patoloji teknikeri

Tıbbi labaratuvar teknisyeni

Tıbbi görüntüleme teknisyeni/teknikeri

Ağız ve diş sağlığı teknikeri

Diş protezi teknikeri

Tıbbi protez ve ortez teknisyeni/teknikeri

Ameliyathane teknikeri

Adli Tıp teknikeri

Odyometri teknikeri

Diyaliz teknikeri

Diyaliz teknikeri

Fizyoterapi teknikeri

Perfüzyonist

Radyoterapi teknikeri

Eczane teknikeri

İş ve uğraşı terapisti

Elektronörofizyoloji teknikeri

Mamografi teknikeri

Acil tıp teknikeri

Hemşire yardımcısı

Ebe yardımcısı

Sağlık bakım teknisyeni

olarak belirlenmiştir. O halde bu meslek mensuplarının sundukları sağlık hizmetinden doğan zararlar bu yönetmelik kapsamındadır. Bu yönetmelik kapsamına sağlık mesleklerinin uygulanmasından doğan zararlara uğradıklarını iddia edenler, mesleki mali sorumluluk sigortası yapan sigorta şirketler ve uzlaştırıcı olarak belirlenen hukukçular girmektedir. (m.2)

Bu yönetmeliğin dayanak mevzuatı 11.10.2011 tarihli 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’nın 24.maddesidir. Bu maddeye baktığımızda başlığının “Uzlaştırma Prosedürü” olduğu ve 18.01.2014 tarihli 6514 sayılı kanunun 2.maddesi ile maddenin kaldırılmış olduğunu görmekteyiz. Yönetmeliğin dayanak maddesi kaldırıldığına göre kendisi geçerliliğini korumakta mıdır?

Sağlık Bakanlığının web sayfasına bakıldığında (https://www.saglik.gov.tr/TR,10532/saglik-mesleklerinin-uygulanmasindan-dolayi-ugranilan-zararlarin-uzlasma-yoluyla-halledilmesine-iliskin-yonetmelik.html) yazının yazılmış olduğu ( 08.04.2018) tarihte en son 20/10/2016 tarihinde güncelleme yapıldığı görülmektedir. Oysa 24.02.2014 tarihli resmi gazeteye bakıldığında bu yönetmeliğin kaldırılmış olduğu görülmektedir (http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2014/02/20140220-4.htm)

Mülga olan bu yönetmeliğin içeriği itibariyle özel ve kamu şeklinde bir ayrıma gitmediği görülmektedir. Bu ayrımın tespiti bakımından dayanak mevzuat olan 663 sayılı  KHK’nın yine mülga olan maddesine bakıldığında yine böyle bir ayrımdan bahsedilmediği ve fakat 663 sayılı KHK’nın “amaç ve kapsam” başlıklı 1.maddesinde Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşarının teşikilat, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenlediği görmekteyiz. Bu nedenle uzlaştırma kurumunun mülga olmadan evvel yine kamu sağlık kuruluşu ve zarar gören arasında söz konusu olacağını iddia etmek mümkündür.

Şu an uzlaştırma kurumuna ilişkin yönetmelik ve dayanak KHK mülga olduğuna göre malpraktis davalarında uzlaştırma kurumuna gidilemeyeceğinden meselenin halli İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre yapılacaktır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 12.maddesine göre Sağlık Bakanlığı Teşkilatına bağlı sağlık meslek mensuplarının meslekleri gereği vermiş oldukları zararlardan ötürü tam yargı davası açmadan evvel aynı kanunun 11.maddesine göre idare başvuru hakları saklıdır. Bu madde anlamından çıkan sonuç ise doğrudan doğruya tazminat davası açılabileceğidir. Kanunun 11.maddesi “üst makamlara başvurma” başlığı altında idari dava açılmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının istenmesine ilişkin üst makama başvurma ve üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istenmesini düzenlemektedir.  Tıbbi hatadan kaynaklı insan zararlarında değiştirilmesinden ziyade tazmin etme söz konusu olacağından ötürü tam yargı davası doğrudan açılabilecektir. Üst başvuru yolunu kullanmak da mümkün olmakla birlikte bu tür davalarda bakanlık tarafından taleplerin karşılanması çok istisnai bir durumdur.

Özel sağlık kuruluşlarına ise genel itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 2/2 atfı ile  6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.maddesi gereği Tüketici Mahkemesinde Borçlar Kanunu tazminat maddeleri gereği görülecektir.

Özel sağlık kuruluşları bakımından uzlaştırma kurumuna benzerlik gösteren Arabuluculuk kurumu üzerinde durulmalıdır. 6325 sayılı “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa” 1/2 maddesine göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde bu kanun uygulanacaktır. Tazminat hakkının dayanağı Borçlar Kanunu 49 ve devamı maddeleridir. Arabuluculuk Kanununda yer alan üzerinde serbestçe tasarruf kriteri arabuluculuk yolu açısından önem taşımaktadır.

Tarafların arabulucuya gidemeyecekleri diğer uyuşmazlıklardan bazıları Ceza davaları ,

Nüfus kaydının düzeltilmesi veya değiştirilmesi davaları,

Boşanma davasında çocukların velayeti,

Aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar,

İdari yargının yetkisine giren tam yargı ve iptal davaları,

Vergi hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar,

İş hukukundan kaynaklanan hizmet veya iş kazasının tespiti vb. gibi tüm tespit davalarıdır. Üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen davalardan bazıları ise “Kural olarak ticaret hukuku ve sigorta hukukuna ilişkin her türlü iş ve dava,

Maddi ve manevi tazminat davası,

Mirasta mal paylaşımı, miras hukukundan kaynaklanan saklı pay nedeniyle tenkis davası, muris muvazaası gibi hukuki uyuşmazlıklara dair davalar,

Boşanmada mal paylaşımı, boşanma davası keskinleşmişse boşanmada maddi ve manevi tazminattalepleri, katkı veya katılma alacağına dair talep ve davalar,

İş hukukundan kaynaklanan, kıdem tazminatı , ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti alacakları; iş kazası nedeniyle maluliyet veya ölümden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı vb. gibi her türlü tazminat talepleri,

Gayrimenkul hukukundan kaynaklanan; vekalet görevinin (vekillik yetkisinin) kötüye kullanılması, mirastan mal kaçırma, usulsüz tasarruf vb. gibi nedenlerle nedenlerle açılan tapu iptal ve tescil davası, gayrimenkule yapılan müdahalenin men-i (tecavüzün önlenmesi) davası, işgal tazminatı (ecrimisil) davası, önalım (Şufa) davası , ortaklığın giderilmesi/izale-i şüyu davaları, kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ilgili uyuşmazlıklar.” (Kaynak : http://www.edirnebarosu.org.tr/hukukta-arabuluculuk-kavrami-uzerine-ciddi-bir-calisma/ )

Malpraktis kaynaklı zararlara ilişkin tazminat hakkı kişinin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir hak olup arabuluculuk kanunu kapsamı içinde sayılır. Fakat ceza davası tarafların arabulucu vasıtasıyla anlaşmaları durumunda kendiliğinden sona ermeyecektir.

Arabuluculuk Kanunu 13.maddesine göre taraflar dava açılmadan evvel taraflar arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere iş davalarındaki zorunlu arabulucuğun aksine bu kanunun 13.maddesine ihtiyari arabuluculuktan bahsedilmektedir. Taraflardan biri diğer tarafa arabulucuya gitme başvurma teklifine diğer taraf otuz gün içinde olum cevap vermezse teklif reddedilmiş sayılır. Tıbbi hata dosyaları ve arabuluculuk konusu başka bir yazıda tafsilatlı olarak ele alınacağından şimdilik bu kadarı kafi gelir diye düşünmekteyim.

AV.ŞAHİN ÇARŞANBALI

www.carsanbalihukuk.com

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *