0

Basit Yargılama Usulünde Sanığa Ayrıca Tebliğ Yapılmalıdır

Ceza mahkumiyet kararı sonrasında devraldığımız dosyada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesi tarafından bozma kararı verildi. Karar şöyle:

 

 

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. CEZA DAİRESİ

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

Esas No : 2024/1397

Karar No : 2024/1929

İNCELENEN KARARIN;

MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesi

TARİHİ : 27/02/2024

NUMARASI : 2023/214 (E) ve 2024/264 (K)

SANIK :

MÜDAFİ : Av. ŞAHİN ÇARŞANBALI

SUÇ : Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması

SUÇ TARİHİ : 27/08/2017

HÜKÜM : Mahkumiyet

İSTİNAF BAŞVURUSUNDA

BULUNAN : Sanık müdafi

 

İlk derece mahkemesince sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü sanık müdafi tarafından istinaf edilmekle, CMK’nın 279. Maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı yasanın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:

 

İlk derece mahkemesinin 2017/532 (E) ve 2022/552 (K) sayılı kararı ile sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251. maddesi gereğince basit yargılama usulünün uygulanmasına ve aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince sanık hakkında hükmedilen cezada indirim uygulanmasına karar verildiği, bu karara sanık tarafından itiraz edilmesi nedeniyle aynı Kanun’un 252/2. maddesi gereğince duruşma açılarak genel hükümlere göre yapılan yargılama sonucunda -istinaf incelemesine konu karar ile- sanığın cezalandırılmasına ve aynı maddenin üçüncü fıkrasının son cümlesi gereğince -itirazın sanık tarafından yapılmış olması nedeniyle- sanığın, basit yargılama usulüne göre verilen hükümde uygulanan indirim uygulanmaksızın cezalandırılmasına karar verilmişti.

Ancak; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252. maddesinde, aynı Kanun’un 251.maddesi gereğince basit yargılama usulüne göre verilen kararlara karşı itiraz edilebileceği, itiraz üzerine hüküm veren mahkeme tarafından duruşma açılacağı ve genel hükümlere göre yargılama yapılarak aynı Kanun’un 223. maddesine göre hüküm verilebileceği, mahkemenin hüküm verirken aynı Kanun’un 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne göre verdiği hüküm ile bağlı olmadığı, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapılması durumunda aynı Kanun’un 251/3. maddesi gereğince -hükmedilen cezada- yapılan indirimin korunacağı ve bu hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabileceği öngörüldüğü gibi aynı Kanun’un 251/5. maddesinde de -basit yargılama usulüne göre verilen- hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçlarının belirtileceği öngörülmüştür.

Bu itibarla; ilk derece mahkemesince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nu 251.maddesi gereğince basit yargılama usulüne göre verilen hükümde, itiraz edilmesi durumunda duruşma açılacağı ve genel hükümlere göre yargılama yapılacağı ile itirazın sanık tarafından yapılması durumunda aynı Kanun’un 251/3. maddesi gereğince -hükmedilen cezada- yapılan indirimin kalkacağının ihtar ve sanığa tebliği gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm verilmesi,

Yasaya aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan hükmün CMK’nın 289/1-e ve 280/1-e maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 29/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Başkan Üye Üye
Ö.KARAÇAM N.KAYA İ.ŞAHİN

CMK 251.MADDE ŞÖYLEDİR :

MADDE 251- (1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/23 md.) 175 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanmaz.

(2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını iki hafta gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir.

(3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.

(4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

(5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir.

(6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir.

(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.

(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz.

Esasen 251.maddesinde bu hususta açık bir hüküm bulunmamaktadır. Yasa hükümleri yönetmelik gibi kazuistik yapılmadığından 251/(5)’de yer alan “Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir” ifadesinden istinaf mahkemesinin bozma sebebi anlaşılabilir. İstinaf kararında 251/5 hükmüne değinilmemesi bize göre eksiklik olmuştur. Yerel mahkeme kararının eksiği 251/5 hükmü gereği itirazın sonuçlarını aktarmamasıdır. İstinaf mahkemesi hükmü dolandırmış ve 251/5’e istinaden kısa bir hükümle vereceği bozma kararını diğer hükümlere değinerek gereksiz yere uzatmıştır. Yine de verilen karar yerinde olup tebliğ müessesinin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapılmıştır.

 

Yeri gelmişken söylemek gerekir ki Anayasa Mahkemesinin hala tebliğ yerine uyaptan öğrenmeye göre karar vermesi kendi yorumuna göre hukuka uygun olsa da mantıksız, hakları ezen ve yasanın özünü çiğneyen bir uygulma olduğunu söylemeyi bir hukukçu olarak lüzumlu görüyorum.

 

Şahin Çarşanbalı

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *