0

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİ KARARI İNCELEMESİ

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİ KARARI İNCELEMESİ

 

TANIM OLARAK SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME

 

Borçlar Kanunu 77.maddesine göre “Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.

Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur.”

 

Buna göre; sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ile fakirleşme arasında uygun nedensellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olmaması gerekmektedir. Sebepsiz zenginleşme halinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu malvarlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. (Yargıtay 3. HD., E. 2017/8430 K. 2019/5505 T. 17.6.2019)

 

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARI BAĞLAMINDA MÜLKİYET HAKKI İLİŞKİSİ

 

Anayasa Mahkemesinin önüne gelen olayda (1. B., B. 2017/38634 T. 12.1.2021) Borçlar Kanunu 77.maddesine Anayasal Hakkın ihlali iddiası çözümlenmiştir. 1997 yılında Ankara’da köy adına kayıtlı olan tarla Köy Kanunu Ek 13.maddesine göre başvurucu adına tescil edilmiştir. Fakat başvurucu bu yer üzerine beş yıl içinde bina yapmadığı için dava açılmak suretiyle başvurucuya ait olan tapu iptal edilerek (daha sonra belediye sınırlarına dahil olması nedeniyle) belediye adına tescil edilmiştir. Başvurucu da tapunun iptal edildiğini fakat yatırdığı paranın iade edilmediğini iddia ederek sebepsiz zenginleşme davası açmıştır. Yerel mahkeme ve yargıtay aşamasından geçerek kesinleşen karara göre ödenen bedelin dava tarihinden itibaren faizi ile beraber başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Başvurucu bu durumun haksız olduğunu düşünmektedir. Paranın değerinin düşmesi, taşınmazın emsal değerinin yükselmesi karşısında 1997 yılında ödediği paranın iadesinin verilmesini haksız bulmaktadır. Başvurucuya göre mahkemece taşınmazın emsal değeri belirlenmeli ve ona göre para iadesi yapılmalıdır. Kesinleşme sonrasında 30 günlük süre içinde Anayasa Mahkemesine başvuran başvurucunun temel argümanı mülkiyet hakkına ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin dayanmış olduğu içtihatlarda belirtildiği üzere (Y:3HD:E.2020/5860;K.2020/1112- E.2017/15604, K.2019/2545) satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekmektedir. Başka bir deyişle, denkleştirici adalet kuralı gereğince iadeye karar verilirken, satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün, ifanın imkânsız hale geldiği tarihteki alım gücüne uyarlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Satım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı bedel belirlenirken ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, altın, işçi ücretlerindeki artış ve döviz kurlarındaki artış vs. ortalamaları göz önünde tutulmalıdır. Anayasa Mahkemesi delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasını yerel mahkeme-istinaf mahkemesi ve Yargıtay makamlarına bırakmakta ve fakat takdir yetkisinin keyfilik olarak yorumlanmasına karşı çıkmaktadır. Bu olayla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi “Sonuç olarak ödeme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla somut olay bakımından kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında bulunması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir” şeklinde sonuca varmıştır. Tazminat talebi yönünden ise Anayasa Mahkemesi şu şekilde hüküm kurmuştur : “Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.” Bu gerekçe ile Anayasa Mahkemesi tazminat talebini reddetmiştir.

 

 

SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME DAVASI NASIL AÇILIR

 

 

Borçlar Kanunu 82.maddesine göre sebepsiz zenginleşme davası hak sahibinin bu davayı açmak için geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak 10 yıl içinde açılması gereklidir. Dikkate alınması gereken iki husus öğrenme tarihinden itibaren sürenin başladığı ve 2 yıllık sürenin bu öğrenme tarihinden itibaren başladığıdır. Bu hususu değerlendirmek üzere avukat meslektaşlarımızdan ücreti karşılığı danışmanlık almanızı öneriyoruz.

 

ÇARŞANBALI HUKUK BÜROSU ÇALIŞMA İLKELERİ

 

Çarşanbalı Hukuk bürosu olarak ilgilendiğimiz alanlardan olan tazminat hukuku bağlamında sebepsiz zenginleşme konulu davaları üstlenmeden önce başvuran danışan veya müvekkil adaylarının belgeleri üzerinde ön inceleme yapmaktayız. Bu inceleme sonucunda danışmanlık ve avukatlık teklifini kendilerine iletmekteyiz. Bizlere 0216 706 5285 nolu telefonu arayarak veya aynı numaraya whatsapp üzerinden mesaj bırakarak ulaşabilirsiniz.

 

Ofisimizde ön görüşme ve notlamayı bir meslektaşımız yapmakta. İkinci avukat gerekli kontrolleri yaptıktan sonra ücret teklifi oluşturulmaktadır. Bu süreçte sizlere herhangi bir danışmanlık verilmemekte ve sadece teklif oluşturulmaktadır. Teklif metnimizde danışmanlık, dava takibi, dilekçe yazılması gibi muhtelif başlıklar bulunmakta ve bütçenize göre bu hizmetlerden birini tercih edebilmektesiniz.

 

Hukuk büromuzda hukuki hizmet olmasının verdiği ağırlığın farkında olarak iş süreçlerine azami dikkat etmekteyiz. Acil ve ivedi müdahale edilmesi gereken işlerde takım üyelerimizin ek mesaisi gerektiğinden oluşturduğumuz teklifte yer alan ücretlerde iki katı tarife uygulanmaktadır.

 

AVUKATLIK ÜCRETİ

 

Sebepsiz zenginleşme konulu dosyalarda dosyaya özel inceleme ve teklif verilmek kaydıyla ve büromuzca bağlayıcı olmamak kaydıyla danışmanlık ücretimiz saatlik çalışmalarda KDV dahil 600 TL olarak ücretlendirilmektedir.

 

Dilekçe yazımında (acil ve ivedi işler hariç olmak üzere) KDV dahil 2900 TL ücret alınmaktadır

 

Dava dosyası takibinde ise KDV dahil 12.000 TL peşin ve %15 dava sonu hükmedilen bedel üzerinden nispi vekalet ücreti alınmaktadır.

 

Dosyanız ile ilgili özel teklif almanızı önermekteyiz.

 

Dosya görüşmelerinizi büromuzla online veya fiziki olarak yapabiliriz.

 

 

VEKALET NASIL ÇIKARTILIR

 

Büromuza 0216 706 5285 nolu telefondan ulaşarak vekalet bilgilerini isteyiniz. En yakın noter üzerinden vekaletname çıkararak büromuza kargo yapabilirsiniz. Yukarıdaki süreçler (inceleme ve teklif oluşturma) sonrasında vekalet çıkarıp tarafımıza gönderebiliriz. Vekalet ücret sözleşmesi dijital veya fiziki olarak tarafınıza gönderilerek imzanız tamamlanacaktır.

 

 

ÇARŞANBALI HUKUK BÜROSU

AV.ŞAHİN ÇARŞANBALI

 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *