0

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARI

MUVAZAALI SATIŞLARDA TASARRUFUN İPTALİ

 

Bir borçlu hakkında haciz işlemleri başladığı an itibariyle tasarruf yetkisi sınırlandığından bazı borçluluar haciz işleminden önce mal kaçırmak kastıyla icra takibini sonuçsuz bırakmak için hileli davranışları malların tamamını veya bir kısmını başkalarına devretmektedir. Genellikle bu durumu bilen kişilere yapılan bu satışların bedelini dahi kendileri ödeyebilmekte, gerçek bir satıştan öte muvazaalı yani hileli bir satış yapmaktadır. Alacaklıyı bu işlemden korumak için tasarrufun iptali davası açmak alacaklının hakkıdır.

 

İcra İflas Kanunu 277 ile 284.maddeleri arasındaki hükümler tasarrufun iptalini düzenlemektedir.

 

İPTAL DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?

 

Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz vesikası bulunan alacaklılar tasarrufun iptali davası açabilir. Bu davada davalı olarak borçlu,borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişi ve bunların mirasçılarıdır. Kötü niyetli üçüncü kişilere de dava yöneltilebilir.

 

HANGİ TASARRUFLAR İPTAL EDİLEBİLİR?

 

Mutad yani alışılmış hediyeler hariç olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikasının verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis etmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve karşılıksız tasarruflar batıldır.

 

İPTAL TALEBİ NE KADAR SÜRE ÖNCEKİ TASARRUFLARI KAPSAR?

 

İcra İflas Kanunu 278/2 hükmü gereği gereği haciz veyahut iflastan evvelki iki seneyi kapsayan süreçteki bağışlamalar ve ivazsız kazandırmaları kapsar.

 

HANGİ TASARRUFLAR BAĞIŞLAMA SAYILIR?

 

Eşler arası çocuk, anne baba arasında, üçüncü dereceye kadar hısımlar, evlat edinenle evlatlık edinen arasındaki ivazlı tasarruflar,

 

Akdin yapıldığı sırada kendi değerin çok altındaki satışlar,

 

Borçlunun kendisine veya üçüncü şahıs menfaatine ölünceye kadar bakma sözleşmeleri bağışlama hükmündedir. Bu durumda da İcra İflas Kanunu 278/1 iptali gerekir.

 

Bir borçlu daha evvel teminat göstermesi taahhüt ettiği durumlar hariç olmak üzere mevcut bir borcu için bir taşınmaz/taşınırların rehin vermişse, para veya mutad ödeme vasıtaları dışında bir ödeme yapmışsa vadesi gelmemiş bir borç için ödeme yapmışsa,

 

Kişisel hakkını kuvvetlendirmek için tapuya şerh vermişse bu tasarruflar iptal edilir. Bu tasarrufların karşı tarafında yer alan kişi örneğin vadesi gelmemiş alacağını tahsil tahsil eden kişi bu durumu bilmediğini ispat ederse tasarruf iptal edilmez. Davanın amacı alacaklının icra takibi yoluyla alacağını tahsil etmesine yönelik yapılan tasarrufların iptalidir.

 

 

ZARAR VERME KASTI İLE YAPILAN TASARRUFLAR NELERDİR?

 

İcra İflas Kanunu 280/1-2 maddesinde borçlunun zarar verme kastı konusundaki hüküm şöyledir :

 

Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflâs yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

 

Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füru ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edebilir.

 

Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 08.10.2012 tarihli 8137/10644 Esas-Karar sayılı kararı ile; Borçlunun babası İİK 278/3-1 maddesinde belirlenen akrabalar arasında olduğundan yapılan tasarrufların bağışlama hükmünde sayıldığından yapılan tasarruf bağışlama hükmünde sayılır ve iptale tabidir. Yine borçlunun babasının oğlu olan borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarına zarar verme kastı içinde olduğundan haberi olabilecek kişilerden olması nedeniyle tasarrufunun iptali gerekir.

 

İcra İflas Kanunu hükmü ve ilgili Yargıtay kararı içtihatlarından da anlaşılacağı üzere borçlunun malvarlığı borçlarını karşılamaya yetmiyorsa ve alacaklılarına zarar verme kastıyla hareket ettiği tasarrufun diğer tarafınca biliniyorsa bu tasarrufun iptali mümkündür. Bu tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde

 

Bir borçlunun malvarlığı borçlarına yetmiyorsa ve alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığın tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu maddi durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafında bulunan kişi tarafından biliniyorsa bu tasarrufun iptali mümkündür. işlemin gerçekleşmesi tarihinden itibaren eş yı içinde borçlu aleylinde haciz vye iflas yoluyla takipti bulunlmalıdır. yani bundan anladığımız zarar verme kastı var diye haciz tarihinden itibaren geriye beş yılı mercek altına alabiliriz. fakat uygulamada bir kişinin önceki mal devirlerinin tamamını bulabileceğimiz bir yol teknik olarak mümkün görünmemekte. avukatlara bu yetki verilmediği için de esasen aracı kişiler bu işlere talip olmaktadır.

 

Bu işlemlerin karşı tarafı eş, çocuk, anne baba, üçüncü dereceye kadar kan ve sıhri hısımlar (eşin anne babası, kardeş, torunları, dede ve nine, kardeş çocukları, amca, hala, teyze, eş tarafındaki aynı kişiler) evlat edinen veya evlat edinilen ise bu durumu bildiği varsayılacaktır. Bu durumu bilmediğini ancak ispat ettiği takdirde sorumlu olmaktan kurtulur.

 

 

TİCARİ İŞLETME DEVRİNDE TASARRUFUN İPTALİ

 

İcra İflas Kanunu 280/3 maddesinde ticari işletmenin veya bir işyerindeki malın devri konusundaki hüküm şöyledir:

 

“Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.”

 

Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 07.03.2017 tarihli 25105/2427 Esas-Karar sayılı kararında; dava konusu şirketin davalının işyeri olduğundan yapılan işlem işyeri devri niteliğindedir. Bu durumda İcra İflas Kanunu 280.maddesi gereği devralan tarafından iptali davası açan alacaklıya devir,satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel durumun yazılı olarak bildirildiği veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicil Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların öğrenmesini temin edecek uygun vasıtalarla ilan olunduğunu ispat etmesi gerekir. Bu dosyada bu hususun gerçekleştiği iddia ve ispat edilmediği gibi davalı olan devralan üçüncü kişinin diğer iki taşınmazla ilgili olarak da borçlunun mali durumu ve alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ve bilmesi gereken şahıslardan olduğundan tasarrufun iptali gereklidir.

 

Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 18.04.2012 tarih 2671/4847 Esas-Karar sayılı kararında; dava konusu ticari şirketin devralanması işleminin iptalidir. Bu olayda davalı olan devralanın borçlu ile arasındaki ticari ilişkinin tasarruf tarihi itibariyle ulaştığı miktar belirlenmeli, bu miktar İİK 280/son fıkrasında belirtildiği üzere ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamı veya mühim bir kısmını oluşturup oluşturmadığı belirlenmeli, satın alan şirketin borçlunun alacaklılarına zarar verme kastını bildiği ve borçlunun da bu halde zarar kastıyla hareket ettiği kabul olunmalı şeklindeki karinenin varlığı da göz önünde bulundurularak bu durumun aksinin ancak İİK 280/3 maddesinde belirtildiği üzere iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiği veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicil Gazetesiyle bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların öğrenmesini temin edecek uygun bir vasıtayla ilan edildiğini ispat etmesi aranmalıdır.

 

O halde ticari işletme devrinde devreden tarafın kastının incelenmesi, hakkında icra takipleri olup olmadığının araştırılması gereklidir.

 

 

 

 

 

 

 

Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiği kabul olunur.

 

 

Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olduğunu ispatla çürütülebilir.

 

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA VEKALET ÜCRETİ 

Çarşanbalı Hukuk Bürosu olarak tasarrufun iptali davaları 14.000 TL +KDV’den az olmamak üzere başlamak üzere dava konusu taşınmazın %15’i oranında vekalet ücreti alınmaktadır. Büromuzdan avukatlık hizmeti yerine dava danışmanlığı hizmeti de alabilirsiniz. Teklif almak için 0216 706 5285 nolu ofis kurumsal hattımızı arayabilirsiniz. 

AV.ŞAHİN ÇARŞANBALI

 

İLETİŞİM

 

Web : https://avsahincarsanbali.com/

Tel 0216 706 5285

Email : carsanbalihukukburosu@gmail.com

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *